9 Temmuz 2013 Salı

Oldu da bitti maşallah :)

Oğlum 3 gün önce 6 Temmuzda sünnet oldu.
Halk arasında erkekliğe ilk adım diyorlar :)

Aylardır aklımızdaydı. Ne kadar erken o kadar iyi olduğunun farkındaydık. Hem iyileşme süresi artıyor zaman ilerledikçe hem de algıları arttığı için korku oluşabiliyor. Fakat karar vermek o kadar kolay olmadı :)
Aslında Kaan daha 3 aylıkken karar vermiştik. Kaan'ın babası iş yerinde eski bir arkadaşının babasıyla karşılaşmış. O da emekli bir üroloji doktoruymuş üniversite hastanesinde. Sünnet yaptırdınız mı diye sormuş. Yaptırmadığımızı öğrenince pazartesi getirin hastaneye bilmem kim doktor var orada yaptırırız demiş. Ben de orada olurum demiş. Durum böyle olunca aldı bizi bir heyecan :) Gitmeden önceki son gün nasıl olacak diye kara kara düşündük. Yaptırsak mı ertelesek mi derken ben kendimi internette sünnet yöntemleri araştırırken buldum. Kabaca 3 çeşit yöntem vardı. Biri bildiğimiz eski dikişli yöntem, diğeri lazerli yöntem, bir diğeri de klips yöntemi. Lazerli yöntem özellikle küçük bebeklere önerilmiyordu. Eski kesmeli biçmeli yöntem insanı korkutuyor zaten. Daha çok önerilen klips yöntemiydi. O da şu bildiğimiz bebekler doğduğunda göbekleri kesilince takılan mandalımsı alet var ya, hah işte onunla yapılıyormuş. Hem dikişsiz hem de iyileşme süresi daha kısa oluyor gibi bir sürü bilgi ile karşılaştım. Yani kısacası dersimi çalıştım klips yöntemi istediğime karar verdim :) Herneyse ertesi gün gittik. Biraz bekledikten sonra emekli doktor amcamız göründü :) Bizi aldı odaya. Orada da genç üroloji doktorumuz bizi karşıladı. Ben oturdum Kaan'la. Amca hemen ayaküstü Kaan'ın sünnetine karar verdi ve işlemler için Kaan'ın babasını bir yere gönderdi. Halbuki biz daha konuşuruz, belki gün alırız filan diye düşünüyorduk gelirken. Odada Kaan'la otururken söz konusu doktorlarımızın tavırları beni acayip rahatsız etti. Yine de bozuntuya vermedim. O ara dedim ki genç doktorumuza dönerek: Sünneti hangi yöntemle yapıyorsunuz? Sanki çok garip bir soru sormuşum gibi, nasıl yani dedi. Ben de hani biraz araştırdım da işte lazer yöntemi varmış, klips yöntemi varmış bıdı bıdı dedim :)  Doktor dalga geçer bir ifade ile bombayı patlattı ve dedi ki; "bizim bir kataloğumuz var, siz ordan seçiyorsunuz hangi yöntemle kaç cm kesilmesini istiyorsanız biz öyle kesiyoruz" dedi. Dumur oldum :) Emekli amcamız da başladı ben çok pimpirikli bir anneymişim, öyle internetten araştırmayacakmışım, alt tarafı sünnetmiş. Sen gel onu bana sor. Manyak mı ne? Tanıdık olmasaydı ben cevabını verirdim ama sustum. Genç doktorumuz da diğer doktora dönerek lazer yöntemi diyor ya lazerle sünnet mi yapılırmış dedi. Ben de halam oğlunu yeni yaptırdı dedim. Nerdeymiş hiç olurmuymuş falan filan. Kaan'ın babası gelince bir kaş göz işareti ile yaptırmak istemediğimi söyledim. Zaten doktor ellerini yıkamadan kucağımda bir şeyden haberi olmayan Kaan'ın pipisine dokundu. Ona da bir ifrit oldum. Nihayetinde oradan daha sonra yaptıralım diyip çıktık. Şimdi doktorun katalog muhabbetine çok gülüyorum ama o zaman sinirden çıkışta ağlamıştım bile :) Malum devlet hastanesi özel değil. Bilinçli araştıran anne, kendilerinden emin olmayan doktorlarda sorgulanıyormuş hissi yaratıyor sanırım. Güzel güzel açıklasaydı keşke de biz de bu zamana kadar beklemek zorunda kalmasaydık :)
Neyse böyle komik bir hikayeden sonra gelelim 9 buçuk aylık Kaan'ın sünnetine :)
Ümit Hastanesinde Cumartesi günü saat 11.00 e randevu aldık. Lokal olacaktı. Bu konuda endişeliydim. Eylül annelerinden arkadaşlardan biliyordum ki genel anestezi ile sünnet olanlar da vardı. Aslında narkoz verilmesi daha bir ürkütücü gelse de Kaan'ı kıpırdatmadan tutmak konusunda başarılı olabilecekmiyiz emin değildim. Doktora da girince söyledim bakın bu çocuk çok güçlü durmaz dedim. Biz ne güçlü çocuklar gördük dedi :) Yatırdılar kuzumu ve bacaklarından sedyeye bantladılar. Ben, babası sağ ve sol yanında anneannesi ve dayısı da ayak ucunda beklemeye başladık. Bu arada tesadüfen hemşiremiz akrabamız olan Tuğçe çıktı ve bir de randevumuzu alan Ebru teyzemiz de yanımızdaydı. Dayısı kamera kaydına başladı. Ellerimin titrediğini farkettim.Tabi Kaan da yatırıldığı andan itibaren ağlamaya başladı ve uyuşturucu iğnesi vurulurken de artık ağlamalarının şiddeti artmıştı. Elinden tuttuk, kulağına eğilip şarkılar söyledim, tavanda asılı olan televizyonu açtılar, kulağına bir sürü şey fısıldadım. Hiç biri Kaan'ı sakinleştirmedi. Sürekli kımıldadı durdu, pes etmedi uyuştuğu halde inatla bağırdı. Doktor bile şaşırdı gücüne (ben demiştim ama :)) Sonradan videodan izledim başından sonuna 17 dk süren bir operasyondu ama bana göre saatler sürdü. Aslında beklediğimden daha dirayetliydim ama bunda operasyonu izlemememin de katkısı olmuş olabilir. Arada Kaan'ın babasının suratından onun izlediğini anlıyordum. Neyse ki sonunda bitti ve oğlum artık gerçek bir erkek oldu. :)
Çıkışta da bir süre ağladı. Emzirip çorbasını yedirdikten sonra sustu. Bu gün 4. günü ve çok şükür beklediğimizden daha kolay atlattı. Sadece ilk gün ağrı kesicilere gerek duyduk sonrasında vermedik bile. Bu arada doktorumuz antibiyotik vermişti. Ben de sünnet sonrasında herkese verildiğini düşünerek bir şey dememiştim. Eve gelince konuştuğum deneyimli kişilerden öğrendim ki çoğu kişi antibiyotik kullanmamış.  Antibiyotiğin içinde de allerjisi olan çocuklar için uyarılar vardı. Zaten Kaan da allerjik bir bebek .Şimdiye kadar antibiyotik kullanmamaya itina gösteren bir anne olarak ne yaptım ettim hastaneden çıkmış olan doktorumuzun telefonunu bulup aradım. Doktor ne dese beğenirsiniz? Aslında kullanmamıza gerek yokmuş sadece bakımın ne kadar steril, temiz olacağını bilmediği için antibiyotik vermiş (anlaşılan doktora biraz pasaklı görünmüşüz). Bol bol batikonla da atlatabilirmişiz. Böylece gereksiz antibiyotik kullanımından yine yırttık :)
İşte sünnet maceramız böyle :) 2 hafta sonra kontrolümüz var. Umarım herhangi bir olumsuzlukla karşılamayız.
İşte benim küçük erkeğimmm;


5 Temmuz 2013 Cuma

Kaan'ın marifetleri :)

Kaan son bir ayda o kadar çok şey öğrendi ki bunları bir yere not etmeliyim diyorum gün içerisinde, sonra bir bakıyorum unutmuşum. Artık bütün marifetlerini, bilimum yaramazlıklarını, şebekliklerini yazabileceğim büyüdüğünde kanıt niyetine gösterebileceğim bir yerin olması çok güzel :)

Oğlum doğduğundan beri yerde olma fikrini hiç sevemedi. O nedenle emekleyeceğini hiç düşünmedim ve gerçekten de öyle oluyor. Zorunlu olduğu zaman komando er misali sürünüyor ama ağlaya ağlaya :) 3 buçuk 4 aydan beri ayaklarının üzerinde Kaan :) Bir kere dikildi, sonra hep ayakta durmak istedi. Kemik gelişimi için zararlı olduğunu söyleyen doktorlar olduğu gibi hiç bir zararının olmayacağını söyleyenler de var. Ben de çocuk hazır olmadığı sürece bir şey yapmaz diye düşünenlerden olduğum için istediğini yaptım. Nitekim şu anda yürüme hazırlıkları yapıyor Kaan paşası :) Bütün gün elimden tutup yürüse ondan mutlusu yok fakat buna ne bel ne de ayaklar dayanıyor :) Koltuk kenarından tutup ayağa kalkma, sonrasında sıralama durumları mevcut (hatta en son mutfağa 2 dk için gittiğimde yerde oturan oğlumun peşimden gelmek için L koltuğun başından tutmak suretiyle kalkıp, sonuna kadar yürüyüp, koltuğun sonuna gelince de pat diye düştüğünü de belirtmek istiyorum). Düşmeler, çarpmalar, vurmalar had safhada. Her seferinde bir şey olacak diye ödüm kopuyor.

Onun dışında maşallah diyerek söylemeliyim ki oğlum yemek yemeğe bayılıyor :) Öyle çok kilolu değil, son zamanlarda hareketlerinin artması nedeniyle de kilo alımı neredeyse durdu ama bunun endişelenilecek bir şey olmadığını biliyorum. Mama sandalyesine oturur oturmaz sabırsızlıktan bağırıp ağlamaya başlıyor ta ki ilk kaşık ağzına girinceye kadar (benim de iki ayağımı bir pabuca sokuyor) :). Genelde bütün hünerlerini mama sandalyesinde gerçekleştiriyor sanırım bu da yemek yerken mutlu olduğunun kanıtı :) Alkış deyince eller çırpılıyor. Hadi oğlum "babam gelsin dur dur.." yap deyince tek el açılıp diğer elin işaret parmağıyla avucuna sayıyor. Kafasını yana çevirip hızla bize doğru tekrar çevirip ce-e yapıyor. Defalarca o kafa bir sağa bir sola çeviriliyor. Bazılarından yavaş yavaş vazgeçmeye başlıyor. Keşke video çekseydim diyorum. Bundan sonra kulağıma küpe olsun. 
Bu da Kaan'ın evde ısırılmadık bir şey bırakmadığının göstergesi :)
Bu sıpalıkların devamı gelecek.. :) 
Şimdilik bu kadar.
Bir de şey. Ben bu küçük adama aşığım yaa :) Her ne kadar bazen anamdan emdiğim süt burnumdan gelse de bir gülüşü dünyaya bedel :) Allahım onu ve tüm kuzucukları korusun..

Yaşam ışığım, iyi ki varsın!


Oğlumm, bal böceğim, yaşam ışığım.. Tam 9 buçuk aylık oldu.
Aylardır bir şeyler yazamadığım için içim içimi yiyordu ve artık buna son vermeye karar verdim.
Geleceğe onunla ilgili notlar düşmek için sabırsızlanıyorum ama geçmiş 9 buçuk ayı ve ondan öncesini nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Neyse bir ucundan tutalım bakalım. :)